Türklere esir olmak diyelim

Ömrünün yarısından çoğunu Avustralya'da geçiren, sonra ülkesinine dönüp, 1. Dünya Savaşı konusunda araştırmalar ve çeviriler yapan Doğan, Çanakkale Savaşları'nın yanısıra cihan harbi sırasında esir alınan ve Anadolu'daki çeşitli kamplara gönderilen esirler ve esaretler üzerine yıllarını verdi.

Ömrünün yarısından çoğunu Avustralya'da geçiren, sonra ülkesinine dönüp, 1. Dünya Savaşı konusunda araştırmalar ve çeviriler yapan Doğan, Çanakkale Savaşları'nın yanısıra cihan harbi sırasında esir alınan ve Anadolu'daki çeşitli kamplara gönderilen esirler ve esaretler üzerine yıllarını verdi.

Doğan, bu araştırmalarını ''Türklere Esir Olmak'' adlı kitabında toplayıp, savaşa, esarete heves eden akademisyenlere ve ilgililere kaynak mahiyetinde düşüp kaleme aldı. 

Birinci Dünya Savaşı tarihi yazınında karşı tarafa ve özellikle de Osmanlı'ya esir düşenlerin unutulduğu kabul edilen bir gerçek olduğuna işaret eden yazar, bu eksikliğin en büyük nedenini ise tutsaklık olgusunun bilindik ''Kahramanlık'' kalıbına pek uymamasına bağlıyor.

Savaş esirleri güçten düşmüş, iğdiş edilmiş mağdurlar olduğunu aktaran Şahin, bu bakış açısının tipik savaş öykülerinde onlara yer verilmesini engellediğini, oysa savaş öykülerinin odak noktasının askerin cesareti, bertaraf edilen düşman sayısı ve savaşta gösterilen hünerin olması gerektiğini aktardı.

Şahin, 1. Dünya Savaşı sırasında yaklaşık 8 milyon askerin karşı tarafa teslim olduğunu, Türklerin aldığı esir sayısının 23 bini bulduğunu, bunların büyük çoğunluğunun 1916 yılında Kut El Amara kuşatmasında teslim olan Hint askerlerinin oluşturduğuna işaret etti.

Çanakkale, Sina ve Filistin savaşlarında 400'ün üzerinde Avustralyalı ve 25 Yeni Zelandalı esir alındığını anlatan Şahin, kitabının kapsamını şöyle açıkladı:

''Düşman tarafların nesillerinin yüz yıl önce yaşananları anabilmelesini ve toplumsal hafızada savaş esiri olgusunun yer bulmasını sağlamaya yönelik hazırlandı. Olaylara, mekanlara ve günün şartlarına örneklemeler yaparak, esirlerin ruh halleri üzerine düşünüldü, araştırıldı, kaynaklar tarandı ve gerçekte esirlerle esir alanların ortak bir geçmişi olduğu anlatılmaya çalışıldı. Konusu ve kapsamı itibariyle Türkiye'de yazılmış ilk kitaptır.''


Hibya Haber Ajansı

5.2b
Okunma